Dünya Ekonomik Forumu’nun yayımladığı “2025’in En Gerekli 10 Yetkinliği” listesi uzun bir süredir sosyal medyada dolaşıyor. Hepimiz mutlaka birkaç maddeyi görmüş, üzerine düşünmüşüzdür.
Ne oldu da bu yetkinlikler bu kadar önemli hale geldi ve bu bizi nasıl bir geleceğe hazırlıyor? Hepsi yalnızca birer beceri setinden ibaret mi yoksa geleceğin iş dünyasının ve toplum düzeninin nasıl bir yöne gittiğine dair güçlü bir işaret mi?
Aslında anlamı doğru okuyabilirsek, bu yetkinlikler bize söylediği birkaç şey var,
“Dünya kırılıyor, iş modelleri değişiyor, roller yeniden tanımlanıyor ve bu dönüşümde ayakta kalanlar, öğrenmeye devam edenler olacak.”
Bugün hâlâ teknik bilgi, araçlar gibi temel şeyler ana odak noktamız gibi görünüyor olsa da aslında sistemler hızla değişiyor ve dönüşüyor. Şöyle bir baktığımızda çok değil birkaç yıla en çok değer gören kişiler, veri okuyabilen, yeni fikir üretebilen, duygusal zekâsı güçlü, belirsizlikte ayakta durabilen ve yapay zekayı bir tehdit değil de iş arkadaşı olarak görebilenler olacak.
Bu aslında bir beceri seti ya da “üstün insan listesi” değil. Bu liste geleceğin ekonomi modelinin anahtarı. Çünkü artık:
Kariyer çizgisinin düz değil, dalgalı olduğu,
Bilgi birikiminden ziyade öğrenme hızının önemli olduğu,
Gücün hiyerarşiden daha çok ekip uyumuna yöneldiği,
Teknolojinin insanı daha stratejik hale getirdiği,
Rekabetin tek başına değil de birlikte üretim üzerinden şekillendiği
Sistemlerden konuşuyoruz.
WEF’in on yetkinliği bu nedenle tesadüf değil. Dönüşen dünyanın bize söylediği çok önemli bir şey var, “İnsan rolü değişiyor.”.Tekrarlayan işler otomasyona devredilecek. AI, sadece teknik işleri değil, analizden taslağa kadar pek çok günlük süreci optimize edecek.
Bu da insanı daha çok düşünmeye, yorumlamaya, yaratmaya, bağlantı kurmaya itiyor.
Yani insan daha insani olan tarafa geri dönüyor. Gelecek bizden her şeyi bilmemizi değil, merak etmemizi, öğrenmekten vazgeçmeyen, uyumlanabilen bireyler olmamızı istiyor.
Belki de asıl güzel olan da şu'dur, bu yetkinliklerin hiçbiri “üst düzey bir ayrıcalık” gerektirmiyor. Hepsi zamanla gelişen, deneyimle derinleşen, pratikle güçlenen beceriler. Yani gelecekte avantajlı olan, en erken başlayan değil, en istikrarlı devam eden olacak. WEF’in yetkinlik listesi bize gözdağı vermek yerine bize bir davetiye sunuyor,
“Dünya seni daha yaratıcı, daha dayanıklı, daha meraklı bir versiyonuna çağırıyor.”
Çünkü bu dönüşümün ortasında olan bizler, yarının iş dünyasını yalnızca takip eden değil, şekillendirenler olacağız. Bu yüzden mesele 10 yetkinliği öğrenmek değil de geleceğe uyumlanmak.
Gelecek aslında uzak bir zaman değil, tam olarak şu an yaşadığımız dönüşümün adı. Hepimiz, hızla değişen bir dünyanın içinde yön bulmaya çalışıyoruz. WEF’in ortaya koyduğu yetkinlikler bana bir liste sunmaktan çok, “kendini yenilemekten korkma” diyen bir hatırlatma gibi geliyor. Belki de gelecekte güçlü olmak, en çok bileni değil, en çok gelişmeye açık olanı seçiyor ve bu, hepimizin erişebileceği bir şey.
Bu yüzden bu dönüşümü izlemek yerine ona dahil olmayı seçiyorum.
Yorum Yazın
İşlem başarısız oldu.
TamamBaşarılı
Tamam