Liderliğin Özü: Kendine Liderlik Etmek

Tarih: 12 Oca 2026
Yazar: Sude Naz Çam

Dillere pelesenk olmuş bir kavram: “yeni nesil liderlik.”

Kimisinin tanımıyla dönüşüme öncülük etmek, kimisinin tanımıyla belirsizlikte yön göstermek. Ortak nokta şu ki; bildiğimiz eski yöneticilik anlayışı giderek anlamını yitiriyor. Yerine daha vicdanlı, daha toplumsal ve daha kapsayıcı bir gömlek geliyor. Ve bu öyle bir gömlek ki, yalnızca kendine liderlik edebilenlerin taşıyabileceği…

Çünkü kendine liderlik etmek bir unvanla değil, farkındalıkla başlar. Bir noktada sistem bizi “doğru”, “güzel”, “başarılı” gibi tanımların peşinde koşmaya alıştırır. Bu sıfatlara erişmek için yarışırken buluruz kendimizi. Kimi zaman hiç istemediğimiz bölümlerde okur, gitarist olma hayaline hobi olarak devam ederiz. Kimi zaman çok emek verdiğimiz hâlde başarılı olamayız; “başarısız” etiketiyle anılır ve sonraki adımlarımızın da kaçınılmaz biçimde başarısız olacağına inanan önyargılı bakışlarla mücadele ederiz.
Tam tersine, kimi zaman da sırf hızlı kavrıyor ve iyi problem çözüyoruz diye durmadan çalışır, ulaşılamayacak kadar yukarıya taşınmış bir başarı tanımının peşinden gideriz. Ve vardığımız noktada, alınacakların bittiğini; rolümüzün de “en iyi oyuncu” olarak tamamlandığını zannederiz.

Oysa atladığımız çok kritik bir nokta vardır:
Gerçek tutkumuzu hiç tanımadığımız bir öz ve sesini hiç duymadığımız bir iç dünya.

Yanlış yerlerde, yanlış kişileri dinleriz. Gerçekleştirmeyi çok istediğimiz hayallerin önüne set koyarız. Kendimizi kendimizin en büyük engeli hâline getirir, fırsatları fark etmeden kaçırırız. En iyi olma çabası ve mükemmeliyetçilikle birlikte kendi iç sesimizi bastırır; yönümüzü dışarıdan gelen alkışlara göre tayin ederiz. Zamanla ne istediğimizi değil, bizden ne beklendiğini daha iyi bilir hâle geliriz.

İşte tam da bu noktada liderlik, yönünü dışarıya çevirmeden önce özüne dönme cesaretini gösterir. Bir günlüğüne bile olsa, ana sahneye başkalarıyla el ele çıktığın oyunu değil; kendi başına çıktığın bir monodramayı seçer. Orada rol yoktur, kalabalık yoktur, alkış yoktur. Sadece insanın kendisiyle yüzleşmesi vardır.
Kendi değerleriyle temas edemeyen, korkularını tanımayan, neye “hayır” demesi gerektiğini bilmeyen biri için liderlik, kaçınılmaz olarak yalnızca bir pozisyondan ibaret kalır.

Yeni nesil liderlik; daha çok bilenlerin ya da sistemin başarı tanımına en iyi uyanların değil, kendini tanıyanların omuzlayabileceği bir sorumluluktur. Çünkü duyulmayanı duyabilmek ve başkalarına alan açabilmek, önce kendi içindekini duymayı ve kendine yer açmayı gerektirir. Kendine liderlik edemeyen birinin başkalarına sunabileceği şey yön değil, öğrenilmiş kalıplardır.

Yorum Yazın

Bu alan zorunludur.
Bu alan zorunludur.